İndirin silahları!
Korkup kaçtıklarım, büyük konuştuklarım... İndirin silahları. Teslim oluyorum. Zannettiğiniz kadar iradeli, tutarlı değilim işte. Bir süredir kendimle cenk edip duruyorum. O kadar beceriksiz davranıyorum ki, geçmiş savaşlarımdan hiç ders almadığımı anlıyorum.
Hava soğuk. Kendimi iyi hissetmiyorum. Pek güzel zamanlarda değilim, ne yazık. Oysa ne severim yağmurlu ve soğuk havalarda evde, yorgan altında filmler izlemeyi. Şimdi evin içinde ne yana gideceğimi bilemeden dolanıyorum. Ezan sesi duyuluyor. Yağmurlu havada sokağın sesi bir başka gelir ama bugünlük umrumda değil. Müzik açmadım. İyi böyle.
Sessizlik... Bir süre konuşmasam, anlatmasalar, dinlemek zorunda kalmasam... Yorgunum. Yorgun, uykusuz olduğum zamanlar daha çok konuşur, daha çok güler, bildiğin gevezelik yaparım normalde ben. Sanırım bu başka bir yorgunluk.
Yalnızım. Dev bir yalnızlık... Birkaç eski dostun yakınımda bir yerlerde olması kendimi biraz olsun güvende hissetmemi sağlasa da aslında sonsuza dek süreceğini hissettiğim bu içsel yalnızlığın beni zannettiğimden de fazla yorduğunu görüyorum son günlerde.
Sırtımda bir kambur; nereye gitsem peşimde. Ne zaman varlığını unutup sağlam bir insan gibi hareket etmeye kalksam, hemen canımı yakıp hissettiriyor kendini. "Ben buradayım, beni unutma, güvenme kimselere, sen ve ben, ikimizden başka kimse yok aslında" diyip göğe savuruyor bütün silahlarını. Okları göğsüme, kollarıma, bacaklarıma saplanıyor. Yaralarımı sarıp, saklayıp karışıyorum aranıza. Sıkıyorum dişlerimi ve gülümsüyorum. Güldüğümde size güller açıyor, bana dikenleri ile savaşmak kalıyor.
Eninde sonunda şehit düşeceğimi bildiğim bu harpte, güreşe doymaz yenik pehlivan inadıyla onlarca yeni muharebeye çıkıyor, hepsinde daha da derin yaralar alıp, bir savaş gazisindeki derin inançla düşmana savuruyorum elimdeki çapayı, küreği; artık elimde ne kaldıysa. Sonra yorgun düşüyor, yığılıveriyorum aynanın karşısında yere.
Sonra yeni bir gün başlıyor. Güneş de doğmuyor ki anasını satayım bu havalarda. Anca kazma kürek yaktırıyor. Haftalar ile aylar kovalarken birbirini, yılların eli armut mu topluyor? O da katılıyor düzene. Benim günlerim de böyle böyle geçiyor işte.
Etiketler: günler günlerin ardından, günlük, indirin silahları, namüsait apokaliptik yayla

