Miller zamanı! Salı, Ekim 06, 2009 |
Sigarayı yememek için kendime bir bira açtım. Yoksa bir paket Kısa Camel izmariti daha karışacak dünyaya.
Hadi, sakin... Yapabilirsin bunu. Sana güveniyorum!
"havaalanlarında, süpermarketlerde unutulan/kaybolan küçük, "hiperaktif", "siberaktif" bir çocuk"
"şair burada heidi kızımızın bir gününden bahsetmektedir. bu heidi kızımız o gün içkiyi fazla kaçırmış olmasından sebep yolunu şaşırmış ve kendini bi' anda namüsait apokaliptik yayla'da bulmuştur. "madem küresel ısınma var neden yaylada uzun bir yürüyüşe çıkmayayım ki" der ve o yürüyüşün sonunda çimenlerin üzerine boylu boyunca uzanır. ve olaylar gelişir..."
Sigarayı yememek için kendime bir bira açtım. Yoksa bir paket Kısa Camel izmariti daha karışacak dünyaya.
Hadi, sakin... Yapabilirsin bunu. Sana güveniyorum!
Evin önünden geçerken en az Bâlâ ve Marsha kadar özlemiş olduğumu farkettim o evi... Martiniyi, makarnayı, Sumatra'yı, Whoopi'yi, çorapla giydiğim parmak arası terlikleri, Demeter'i...
Belki de özlediğim mekan, kişi ya da eşyalar değil, zaman. Sumatra gibi dokundu bana o an, tam içime, tam ortasına dokundu. Moda dokundu.
Kadıköy/Moda bana her zaman ayrı bir dokundu. Bu yüzden hep hızlı hızlı yürüdüm o yolları. Kadıköy meydana kadar tuttum nefesimi...