<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener("load", function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=30242405&amp;blogName=N%C3%A2m%C3%BCsait+Apokaliptik+Yayla&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=SILVER&amp;layoutType=CLASSIC&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fyamook-s.blogspot.com%2Fsearch&amp;blogLocale=tr_TR&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fyamook-s.blogspot.com%2F" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" allowtransparency="true" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div></div>

Yazar Hakkında

"havaalanlarında, süpermarketlerde unutulan/kaybolan küçük, "hiperaktif", "siberaktif" bir çocuk"

nâmüsait apokaliptik yaylaya yayılmış kısa saçlı (y)ampirik heidi:

"şair burada heidi kızımızın bir gününden bahsetmektedir. bu heidi kızımız o gün içkiyi fazla kaçırmış olmasından sebep yolunu şaşırmış ve kendini bi' anda namüsait apokaliptik yayla'da bulmuştur. "madem küresel ısınma var neden yaylada uzun bir yürüyüşe çıkmayayım ki" der ve o yürüyüşün sonunda çimenlerin üzerine boylu boyunca uzanır. ve olaylar gelişir..."

Başucu Siteleri

son on zırva

zamanın ötesindeki yazıları

parti depişkenleri Pazartesi, Şubat 18, 2008 |



evet... yazmakla ilgili yazmayalı da oldukça zaman geçti ama biz bu esnada halaylar eşliğinde devam ettik hayatımıza. bir miktar kemiğim vardı yanımda ve onlardan beslendim bir süre, yokluğunuzda.

sakladım, eşeledim, çıkardım, kemirdim ve sonra yeniden sakladım. boşta kaldığım zamanlarda bolca zıpladım, klavyeyi dövdüm ve çığlık attım. arada bir pasta mumu üfledim, dilek tuttum, hediye paketi açtım. şık masalarda leydi zerafetini takıp koluma küfürler savurdum. mum söndü. eve döndüm,
uyudum.

internet ile olan bağımı bir miktar gevşetip, ipimi saldım şehre. sigara ile aramdaki samimiyete zeval gelmesin diye şarabın ve rakının hakkını verdim, artanıyla mariyaççi alıp diktim kafaya.

bir süre "hakkında" kısmına hiçbir şey yazmadım. sertifikayı onaylayıp "kabul ediyorum ulan, neyim var neyim yok bilin, herkes ilen paylaşın" demedim. limitli profillerden geçtim buselik makamında.

aşk için söylenen
herşeye kanıp, pervane misali ateşe yandım. kendime küçük defterler aldım, sayfalarına mürekkep bandım.

tamamen kifayetsizliğimden ve müzikten anlamayışımdan sebep kemal doğulu diye bir adamın remix albümünü indirip dinledim. hande yener ile düetlerine hayran kaldım.

ve evet, hiçbir zaman gerçek bir romantik olamadım.

en sonunda pink panther strikes again diyerek top savurdum. strike'lar yapıp zıpladım. fotoğraf çektim. onu, bunu, şunu...

az photoshop ile dünyaları yamulttum, kendime benzettim. rakı içtim. o gece bir çok kadeh rakı içtim. ayakta, peynirsiz, yoğurtsuz, susuz ve masasız. ama müzik vardı, o vardı, bu vardı, şu vardı. şerefe dendiğinde şıngır mıngır edecek dost kadehler vardı yanında.

ince ince demlenip, tam tam dansları yaptık içimizdeki disco ball aşkıyla. atelye diye bir yerde pink panther strikes again dedikten sonra after party diye bir şeye yeltendik ve çok zevkli bir organizasyon yaptık.
sallandık...

"kalbimi yerinden çıkarabilirsiniz. yine de bekliyorum.
"

Etiketler: , , , , , , ,