<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener("load", function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=30242405&amp;blogName=N%C3%A2m%C3%BCsait+Apokaliptik+Yayla&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=SILVER&amp;layoutType=CLASSIC&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fyamook-s.blogspot.com%2Fsearch&amp;blogLocale=tr_TR&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fyamook-s.blogspot.com%2F" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" allowtransparency="true" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div></div>

Yazar Hakkında

"havaalanlarında, süpermarketlerde unutulan/kaybolan küçük, "hiperaktif", "siberaktif" bir çocuk"

nâmüsait apokaliptik yaylaya yayılmış kısa saçlı (y)ampirik heidi:

"şair burada heidi kızımızın bir gününden bahsetmektedir. bu heidi kızımız o gün içkiyi fazla kaçırmış olmasından sebep yolunu şaşırmış ve kendini bi' anda namüsait apokaliptik yayla'da bulmuştur. "madem küresel ısınma var neden yaylada uzun bir yürüyüşe çıkmayayım ki" der ve o yürüyüşün sonunda çimenlerin üzerine boylu boyunca uzanır. ve olaylar gelişir..."

Başucu Siteleri

son on zırva

zamanın ötesindeki yazıları

yazma üzerine (1) Perşembe, Ekim 25, 2007 |

aslında aradan o kadar zaman geçti ki, buraya ne üzerine yazmam gerektiğini bile bilmiyorum. sadece artık bir yerden başlayıp devamını getirmem gerektiği kanaatindeyim. şunu anladım ki, weblog olayından bir kere uzaklaşınca tekrar geri dönüp kaldığın yerden dağınıklığı toplamak zor oluyormuş.

bu dağınıklığın en büyük sebebi de aradan geçen zaman zarfında yaşanan şeylerin güncelliğini tümüyle yitirmiş olması. misal, ramazan ayı süresince yazacak o kadar çok şey oldu ki, hangi birini yazacağımı bilemediğimden ve üzerine üstlük zamanım olmadığından tek kelime geçemedim buraya. sonra bayram geldi çattı, yine boşluk.

ramazan bayramının ardından hummalı şekilde girilen yoğunluk ise işlerin iyice sarpa sarmasına neden oldu. peki şimdi elimde yazacak ne kaldı? hiç. elbet söylenecek çok şey var ama önce yeni gönderi düzenleme sayfasında yazmaya alışmam gerek. word dökümanlarından kopup, vuruş sayısı hesaplamadan özgürce yazmak yani.

bilmiyorum buna ne kadar zaman içinde alışırım ama eğer beceremezsem söyleyin, keseyim burada ilişkimi blog ile. zira artık her kime yazıyorsam tatmin edememeye başladığımı hissettim. oysa çok yakın bir zamanda daha önce yazdıklarını takip ettiğim birinden gerçekten gururumu okşayan pek güzel bir mail almıştım.

eğer ki gazla, benzinle çalışıyor olsaydım sanırım o maili alır almaz döşenmeye başlardım burada bir çok zırva. fakat derdimin beğenilmek de olmadığını anladım o mailden sonra maile cevap verip, internet görüntüleyicimi kapatıp word dosyalarına gömülünce.


derdim ne bilmiyorum gerçekten. güzel yorumlar geliyor yazma eylemime karşılık. fakat eğer o da tatmin etmiyorsa beni ne tatmin edecek? bir oyuncu, müzisyen alkışlarla, bir yazar okuyucularıyla mutlu olur... diye bilirdim.

tatminsizlik! evet, günümüzün hastalığı.

uzaklaşıyorum gitgide yazmaktan... bu yüzden korkuyorum. korktuğum için de yazmaktan kaçıyorum. bir gün artık yazamamaktan, artık yazacak bir şeyim olmamasından, söyleyecek sözümün kalmamasından korkuyorum.

ve belki de bu yüzden sözlerimin bitmesinden korkarak yazmıyorum.


illüstrasyon: Rachel Salomon

Etiketler: , , ,